26 Ocak 2010 Salı

Babil'den iletişime...



Çok etkileyici bir efsanedir " Babil Efsanesi"...

"Bir zamanlar dünya üzerinde yaşayan tüm insanların dili bir,
sözü bir imiş.
Vakit olmuş bir ovada yerleşmişler.İçlerinden bazıları gelin
hepberaber gökyüzüne erişecek bir kule yapalım demiş.Bu ortak bir
amaç olmuş onlar için.
Ve başlamışlar kuleyi inşa etmeye.Tanrı, yeryüzünde bu işleri
yapmaya koyulanlara çok sinirlenmiş, öyle ki kendiyle boy ölçüşmek
isteyen bu insanlara ceza vermek istemiş.En uygun ceza,
onların dillerini değiştirmek olmuş.
Dilleri farklılaştığı için birbirlerini anlayamayan insanlar zamanla
ortak amaçlarını unutmakla kalmamış birbirlerini anlayamadıkları
için en ufak anlaşmazlıklar büyük kavgalara yol açmış.Zamanla,herkes
sadece kendi küçük dünyası için birşeyler yapmış ve
diğer insanların dertlerini sorunlarını görmez olmuş."

Dünya üzerinde fiziksel sınırlar vardır ama gerçek sınırlamaların kendi iç dünyamızda, düşünce bazında .... Birer insan olarak bizleri mutlu eden şeylerin toplumsal yapıya göre değişkenlik gösterdiğini; buna karşılık bizi çaresiz ve savunmasız bırakan olayların kültür, ırk, dil, finansal durum gözetmeksizin hepimiz için aynı .İnsanlığın en büyük trajedisi her insanın yaşamına ve ölümüne anlam katan sevme ve sevilme duygusuna ulaşma kapasitesinin eksikliğidir.
Ben agaç diyorsam / yeşil diyorsam acaba benden başkaları için de aynı şey midir agaç / yesil?
Yoksa iletişim herkesin aynı kelimeleri kullanarak farklı şeyler algıladığı yanılgılar bütünü müdür?

Lord chesterfield'in bir sözüyle bağlayalım.

''Bazen bazı şeyleri söylemeye hakkım var diyorum,ama söylersem karsımdakine haksızlık olacak,susuyorum.Yine bazen söyleyeceklerimi karşımdakinin duyma ve bilme hakkının var olduğunu görüyorum, ama bu kez bakıyorum benim söylemeye hakkim yok,yine susuyorum. Ancak
gördüm ki olgun ruhlar,sözcükler olmadan da duyuyorlar, anlıyorlar, konuşuyorlar ve paylasıyorlar. "




25 yorum:

alizafersapci dedi ki...

Bu günkü yazınız tam bir ders. Umarım yazılı yapmazsınız! Bizde elektrikler kesik de...

peri.susamurum dedi ki...

harika bir yazı olmuş sevgiler..

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Çok güzeldi..ben bu efsaneyi nasıl kaçırmışım çok kızdım kendime, ilk defa sizde okudum. Konu ile yorumunuz da çok güzel.

Kültür, ataların aşıladığı doğrular, örnekse Hindistanda sadece çeyizi beğenilmediği için kadınların cezalandırılmaya hala devam etmesi gibi akıl almaz şeyler, dillerin farklılığında değil belki ama doğruların farklılığından veya menfaatlerin çelişmesi yüzünden insanlığın, dünyanın bu hale gelmesi ne acı.

Son paragraf tüm olması gerekeni kapsıyor aslında..insan olarak olgunlaşmak..İNSAN olabilmek.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

kaytaramazsınız ali zafer :)Sözlü var :)

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Teşekkür ediyorum susamurum :)çağımızın en önemli eksikliği. görüyoruz, duyuyoruz,konuşuyoruz fakat anlatamıyoruz yahut anlamıyoruz

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Tevrat'tan bir efsane onuncu köyün adamı...Aya çıkan insan ile iletişim kurabilecek sistemler geliştirmişken, buna karşın çoğu kez anne kızıyla, baba oğluyla,eşler,sevgililer birbirleriyle iletişim kuramıyor maalesef..

SİYAH KELEBEK dedi ki...

Hikaye ilginçti. Son söz ise muhteşem. inşallah hepimiz olgun ruhlardan olalım. konuşmadan anlayabilelim. Anlaşılabilelim.Duyalım, duyululalım ve anlaşabilelim

SİYAH KELEBEK dedi ki...

Hikaye ilginçti. Son söz ise muhteşem. inşallah hepimiz olgun ruhlardan olalım. konuşmadan anlayabilelim. Anlaşılabilelim.Duyalım, duyululalım ve anlaşabilelim

Zeugma dedi ki...

Tam bir olgunluğa erişebilmek büyük bir çaba ve gayret ister..
Hal böyleyken olgunluğun yanından bile geçemeyen sevgisiz,bencil, duyarsız insanlardan, diktatörlerden geçilmiyor dünya.. Ve git gide daha kötüye gidiyor sanki...

Etkileyici bir paylaşım gerçekten..
Teşekkürler..
Sevgiler...

LODOSCU dedi ki...

Sen ağaç derken içindeki yeşili görebilmektir, ağacı özlediğini, düşlediğiniz anlamaktır iletişim. Dahası meyvesini toplamana yardımcı olmaktır.
Ama, acaba....özünden uzaklaşan insandan, iletişimin özüne varmayı beklemek mümkün mü?

Sevgiler.

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Hikaye nefis,son söz ise ayrı bir nefis. Birbirimizi duyuyor,anlıyor ve paylaşıyor olmak ne güzel.,
Sevgiyle kal.

Recep Altun dedi ki...

Efendim, merhabalar:
"Babil'den İletişime" konulu yazınızı okudum. Demek ki, toplumun birlikteliğini sağlayan unsurlardan birinin elinden alınması, toplum içinde hemen bir kargaşa oluşturabiliyormuş.

İnsanların birbirlerini sevmesini öğrenmediği sürece; hiçbirimiz, hiçbirimize, hakkımız olanı da söyliyemeyiz, karşımızdakinin bilmesi gereken şeyleri de söyliyemeyiz.

İş, yine sizin de dediğiniz gibi, olgun ruhlara kalıyor...

Bu güzel paylaşımınız için kaleminize, emeğinize ve yüreğinize saygılarımı sunarım.

Allah'a emanet olun ve sağlıcakla kalın.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

umarım diyorum sevgili siyah kelebek

Sevgiyle...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Paylaştığın için ben teşekkür ederim sevgili Zeugma.Maalesef çağımızın hastalığı...İnsanların ne kadar duyarsızlaştığınada devamlı şahit oluyoruz.

Sevgiyle...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Sevgili Lodoscu çok güzel söylemişsin."özünden uzaklaşan insan"
çok doğru...

Sevgiyle...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

İnsanların birbirlerini daha çok anlaması ve paylaşması dileğiyle sevgili çoban yıldızı.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Paylaşımınız için teşekkürler Recep bey.Bu iletimşizliğin altında insanların saygıyı kaybetmeleride var sanırım.insanın kendi hatasını kabul etmenin bir erdem olduğunu bilmeyen kişilerin diğer insanlarla olan iletişimlerinde her zaman problem çıkabiliyor.

Sağlıcakla kalın

bilge dedi ki...

hikaye güzel.son söz ne kadar doğru bir söz 'olgun ruhlar,sözcükler olmadan da duyuyor,anlıyorlar,ve paylaşıyorlar.:)))))
sevgiyle..

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Evet Bilge'ciğim aynen öyle :))

Kara Kalem dedi ki...

Merhaba
İşçilerimize desteğini bekliyorum.
Seslendiğin için teşekkür ederim.
Kendine iyi bak.

Ahmet

hasretsenfonileri, dedi ki...

Bakıyorum herkes son cümleyi beğenmiş... Biraz kendisiyle özdeşleştirdiği için olmalı..
Ne mutlu! "olgun ruhlu" olabilmek!!! de... bir işe yarasa bari sevgili dalgaları aşmak.. Yani günümüzde, ne işe yarar sözcükleri duymadan anlayıp konuşmak??
Ben hakkım olsun olmasın... karşımdakinine haksızlık yapıyor olsam da,..söylenmesi gerekenlerin söylenmesi gerektiği zaman avaz avaz söylenmesinden yanayım...
Bir kişi bile duysa, bir başka kişiye anlatsa... suda çoğalan halkalar gibi fikrimin çoğaldığını görerek mutlu olurum. Ve belki faydalı olurum..
Ööööyle sözüm ona romantizmin doruklarında ... entel havalarda.. hiç bir işe yaramıyor olmanın kılıflarını aramam!

İzahımda, kusurum olduysa affola!

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Rica ederim, ne demek affola...

Sevgili hasretsenfonileri,"olgun ruh" a yaklaşımım ki sanıyorum arkadaşlarında öyle,romantizmin doruklarında,entel hava değil...Sadece "empati"
Durumu karşıdakinin gözleriyle görüp ne düşündüğünü anlamak, karşıdakinin düşüncelerine taraftar olmak veya paylaşmak gerekmez.Bir kızılderili atasözü vardır; "birini yargılamadan evvel yargılayacagın kişinin mokasenleriyle dolaş "

Onun ayakkabıları giyebilmek için, evvela kendimizinkileri çıkarmalıyız.

Sevgiyle kalın

the one in the middle dedi ki...

gerçekten güzel bir yazı olmuş.lord chesterfield alıntısı da tamamlamış konunun özünü.
beğendim.

Fıkra Sevenlere dedi ki...

Susma hakkımı kullanıyorum ("pas"anlamında değil) Diyalogları duymam gerek..

"spawny dude" (güneşin oğlu) dedi ki...

bu hikayeyi ne zaman okusam veyahut dinlesem bir dost dilinden çok etkilenirim kendi paradoksumda çokça bu konu üzerinde durmuştum neden diller farklı ortak nokta neden yok diyerek epeyce kafa yorarken bir dost bu hikayeyi paylaştı ben ne diyeceğimi bilemeden kabullenmiştim o zaman haklısın diyerek (:
şimdilerde görüyorum ki dil önemli imiş en kıssa yoldan konuşabilmek için karşındakini anlayabilmek adına önemli ama aması var ki bazen konuşmadan susarak evreni dinlemek; dilin anahtarı olmuş susmak en iyi anlamakmış bunu gördüm ben (:

sağlıcakla...