30 Mayıs 2009 Cumartesi
29 Mayıs 2009 Cuma
Az kaldı ..


26 Mayıs 2009 Salı
William Shakespeare
Unutmak üzerine..
Hayat denilen şey, unutulması gereken travmalar toplamı mıdır?Unutmanın karşıtı hatırlamaktır.Unutmak - hatırlamak - tekrar hatırlamak üzere unutmak.İnsan aklı unutmakla yaralı...Hepimiz çocukluk yıllarının yolunda giden anılarını değilde, örseleyici taraflarını anımsarız.Unutmak bazen tanıklıkların reddidir.Unutmamak bazen zulümdür.Unutmak vefa özürlü bir eksik bakıştır.
Nietzche, hayvanların geçmişi hatırlamamasının mutsuzluklarını engellediğini öne sürer ama aynı zamanda da mutlu olmalarını...Geçmişimizin izleri, hayat öykümüze eklenmek üzere beklemeli arşivlerimizde..İçinde bir tutam sevgi olan hayatımızdan, ne kadar kötü olursa olsun vazgeçebilirmiyiz ? "Sitem yok ömrümden geçenlere "diyebildiğimiz zaman birer ozanız..
dalgaları aşmak
22 Mayıs 2009 Cuma
Sonbahar

19 Mayıs 2009 Salı
Korku Gecesi ..
Çocuk ama çocukluktan uzak,ana-babaları olsa bile, hep bir tarafları eksik..Sevgi ve şefkate duydukları özlem akranları kadar olsa da, azla yetinmeyi bilen, bir gülümsemenin bile yettiği çocuklar.. Yurt çocukları..
Dünyaya gelmeyi onlar talep etmedi ve başkları çizdi onların kaderini..
Fatma ve Mine..biri ondört diğeri onyedi yaşında.Bir gece, her zaman yanlız oldukları dünyalarında, alevler içinde kaybolup gittiler. Kayan yıldızlar gibi..O kısacık hayatlarında neler hissettiler, neler hayal ettiler umutları neydi kimse bilemiyecek.
Arkalarından ağlayanlar, Fatma ve Mine'yi unutamayacak olanlar, çığlık çığlığa birbirlerine sarılarak o alevler içindeki korku gecesini yaşayan diğer çocuklar..
dalgaları aşmak
18 Mayıs 2009 Pazartesi
Yılmaz Odabaşı'ndan..

Herkes kırılamaz;
bazen ince bir dal olmak gerekir
kırılmak için:
Ama dünya kütüklerin…
Ağlayamaz herkes;
ağlayabilecek kadar büyümek gerekir:
Dünya ise küçüklerin…
Sevemez herkes;
bir orman olmak gerekir sevmek için:
Bak ki dünya çöllerin…
Ve vâkur bir damla olmak
dalga için.
Katılmak okyanusa aşk için, isyan için
Ardından..

17 Mayıs 2009 Pazar
Bir yarışma daha geçti ..
Hala, şarkıcıların değil, şarkıların yarıştığını öğrenemediğimiz, komplekslerimizi aynen sürdürdüğümüz de ortada..Hadise iyi bir şarkıcı , Türkiye ve Yunanistan'a favori gözüyle bakılırken (ki her iki şarkıda club tarzı ve biri dişiliğini sergilerken diğeri erkekliğini sergiliyordu) Norveç'ten Alexander Rybak elinde kemanıyla çıkıverdi..
Tabi Norveç birinciliği alınca, yine kuzey ülkelerinin birbirine torpili gündeme geldi.. Ama Balkanlardan gelen Türkiye 'yide kapsayan torpil dayanışma olarak hoşgürüyle karşılandı..:))
16 Mayıs 2009 Cumartesi
15 Mayıs 2009 Cuma
Sözler ....

dalgaları aşmak
13 Mayıs 2009 Çarşamba
Okuduklarımdan (1)
"Galiba mutlu insan yok, sadece mutlu olmaya çalışanlar var. Mutlu olabilen çıksaydı, şimdiye haberimiz olurdu. Yazdığımız, şarkılaştırdığımız, resmini çizmeye çalıştığımız hala hep mutsuzluk… Mutluluk, mutsuzluğun aksine, kısa ömürlü; çabuk tükeniyor…" (Zamanın Manzarası, syf: 199)
"Kıyıcılık ve merhametin birlikte var oluşunun, başka canlılarda olmazken insan türünde ortaya çıkışı ne trajik bir zıtlık. Ve bu zıtlığa beynimiz ev sahipliği yaparken acısını yüreğimiz çekiyor." (Zamanın Manzarası, syf: 240)
"Tüm insanlığın edinmesi gereken bilinçten söz ediyorum. Tanrı'yı icat ederken gösterdiğimiz o basiret gibi bir zihin uyanışı gerekli bize. Bir tür kavurucu sezgi, bir kıvılcım. Yaratıcı bir kavrayış…" (Zamanın Manzarası, syf: 361)
"Çıldırmışken, çıldırmamış gibi yaşamaktan bıktım…" (Zamanın Manzarası, syf: 431)
12 Mayıs 2009 Salı
Kediler için neler dendi?

Kediler gizemli yaratıklardır... Sizi mi seviyorlar yoksa yalnızca lütfedip evinizde mi kalıyorlar asla bilemezsiniz. Onları son derece çekici kılan bu gizemdir. (Paul Moore)
Minicik bir kedi yavrusu bir sanat şaheseridir. (Leonardo da Vinci)
Bir kedi daha? Belki. Sevginin de mevsimi var. Tohumlar yeniden ekilmeli. Ama bir aile kedisi, eskimiş bir palto ya da patlak bir lastik gibi değiştirilemez. Her kedi yavrusu kendine özgü bir büyük kediye dönüşür. Ben dört kedi yaşındayım. Yaşamımı, birbirlerinin yerine gelen ama asla birbirlerinin yerini almayan dostlarımla ölçüyorum. (Irving Towsend)
Bir kedinin öfkesi muhteşemdir; saf kedi aleviyle yanar, bütün tüyleri dimdik olur ve herbiri cızırdayan mavi kıvılcımlar saçar. Gözleri ise içinin aleviyle ışıl ışıldır. (William S. Burroughs)
Küçük tüylü yaramazlar yalnızca bütün duygularınızı boşalttığınız derin, çok derin kuyulardır. (Bruce Schimmel)
Kedinin kalpsiz olamayacak kadar derin bir ruhu vardır. (Ernest Menault)
Bütün hayvanlar arasında yalnızca kedidir yaşamı seyreden. Varolmanın döner dolabını mesafeli bir konumdan izler. Kedide sempatik olma kaygısı yoktur. Yalnızca yaşar, uzak, dingin ve bilge. (Andrew Lang)
Kedi gösterişli bir imparatordur, tebaası olmayan tek imparator! (Ayhan Kurt)
Sevgilinizle birlikte uyuyup uyumamak tercihinize bağlıdır, oysa kedinizle evliliğinizde bir önşarttır. (Marge Piercy)
Kedinin duygusal dürüstlüğü tamdır. İnsanlar çeşitli nedenlerden duygularını saklayabilirler ama bir kedi asla. (Ernest Hemingway)
Köpek düzyazıdır, kedi ise bir şiir. (Jean Burden)
Yavru kediden daha cesur bir kaşif yoktur. (Jules Champfleury)
Kedi sevmek,kedinin,kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir...(Bilge Karasu)
pamuk,fıstık,behlül,Dudu, güdük, rüstem, topik, mavi cadı, fidelio, çekiç, ponçik, komik, kara, arap, nina, pati, pamuk, mestan, sarman, tosun, zerrin, gülfem, nazlı, fındık, samur, hanım, sultan, prenses, kara kız, yumak, karbeyaz, mercan, boncuk, zeynep, sarı, behçet, gümüş, yumuk, tip, sokak kızı mizi, müdür bey, boşnak osman, neslihan, çizmeli kedi, pehlivan, kınalı, mısır, kiraz, bico, zorba, fato, menekşe, io, tipex, apto, efe, kına, minik, portakal, uzunçorap, kütkuyruk, susam, elsa, korsan, bekir, uğur, minnoş, mumbey, kont,
Adını saydığımız/sayamadığımız bütün kedilere selam
Yabanıl, dolaysız, güçlü, güzel, zarif..yani KEDİ ler

Kedileri hep nankör bulurlar, ama ben tam tersini düşünürüm.. Bence en doğal, en sade, en dürüst güdülerin sahibidir kedi.. güdülerine birşeyler için kilit vurmaz.. seviyorsa dibine kadar sever, sevmiyorsa yüzüne bakmaz.. ona gösterdiğin tavrının direk karşılğını sana oyunsuz verir.. Hiç bir gidiş nedensiz değildir, gitmesi gerektiği için gidiyordur.. bence bu bencilce bir tavır da değildir.. aksine güçlü ve duru bir atraksiyondur..Severim kedileri ve çok da benzetirim kendime genel ruh halerini.. Güdüleri gitmesi gerektiğini söylemiştir.. nedeni çoğunlukla kendinde gizli.. bu tavır onu gaddar, duygusuz, nankör gibi sıfatlara büründürse de, ben tam tersini düşünüyorum.. " doğal, dürüst " bir tavır olarak aslında.. hatta çok güçlü, çelik gibi bir yaratık .. Biz insanoğlulları güdülerimizi bazen o kadar yoğun bir kaosa sokarız ki, ne gitmesini biliriz , ne vazgeçmeyi biliriz.. Sıfırlanmış bir duygunun bekciliğini yapmak istemiyordur gider.. hani bizim hiç cesaret edemediğim şeydir bu aslında.. gitmemek, vazgeçmemek için bir sürü neden bulup, esir ederiz kendimizi bir varlığa.. gördüğümüz şeyi yaşamak istemeyiz.. ruhumuzda biten birşeyi, bedenimizle yaşamaya zorlarız..
Herşey iyi de, diyeceksiniz, kedi sevmek nedir? Kedi sevmek insanları, sokakları ve şeyleri sevmekten farklı birşey mi? Bilge Karasu, 'kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir' der bir masalında, ben bu farklı sevme biçimini bundan daha iyi tanımlayan bir cümleye rastlamadım bugüne dek. Sahip olmayı yadsıyarak, ya da, sahip olmamayı göze alarak sevmek insanoğluna pek güç gelir. Sevgiyle mülkiyet duygusu öteden beri ortak yaşardır onda, sevgi bağını çoğu kez de tek yanlı, gerçek bir bağ haline sokmaya alışmıştır. Sevdiği kişinin bağımsızlığına da, kendi bağımsızlığına da kolay kolay katlanamaz. Bunu eleştiri, suçlama konusu saymamak gerek gene de: İnsanlar, eninde sonunda, kedi sevenler ve sevmeyenler olarak da pekala ikiye ayrılabilirler. Bir de, benim gibi, yolun sonuna varamayacağını bile bile kedi sevmeyi öğrenmeye çalışanlar vardır.Kedinin sevgi 'anlayış'ındaki farklılık, gülünç gelebilir ama, farklı bir mantığa bel bağlamasından gelir. İnsanlar, kendi doğalarının terimleriyle sevgisiz, hain ya da bencil sayarlar ya kediyi, onun herhalde bu tür kaygıları yoktur. Oynaşmak; sevmek, sevilmek istediği an buradadır. İstemediğinde çekip gider, sizin doyumunuz yarıda kalmış, ona vız gelir.
Enis Batur
dalgaları aşmak
Yaratıcılık üzerine
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Benden .. (yağlıboya çalışmalar)
İNAN BATMIŞ ŞEHİRLER GİBİ ONARILMAZ ANILAR

HAYAT GÜL KOKULU BİR SAĞANAK YİNE

Ne varsa uçurumlar eşiğinde,
hüzünlerle yalpalayan ne varsa,
gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine…
Bir şeyler anlatmak istiyor hayat
ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına…
Gün batıyor...
Gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım.
Unutuyorum sevgilim suretini;
durgunluğum “niçin”di unutuyorum…
Gün batıyor...
Gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma.
Umurumda değil ne bu yağmur ne ayaz
ne de bu kerpiç kokusu havada;
unutuyorum, sabaha kadar, gün batıyor.
Geciken sabahlara koşuyor kuşlar
gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine…