9 Aralık 2013 Pazartesi

GOOD BYE LENİN !





“Kiev'de Lenin heykeli parçalandı.
Ukrayna'nın başkenti Kiev'de devam eden hükümet karşıtı gösterilerde bir grup Besarabska Meydanı'nda bulunan Lenin Heykeli'ni yıktı. Kalabalık grup, kırmızı granitten yapılmış heykele bir merdiven yardımıyla çıktı ve halatla aşağıdan çekerek yere düşürdü.

Ukrayna milli marşını okuyan eylemciler, balyoz ve çekiçlerle Lenin Heykeli'ni parçaladı. Olay yerine gelen polisinse duruma müdahale etmediği görüldü.

Pek ok kişi, heykelden hatıra parçası almak için birbiriyle yarıştı. Heykelden yaklaşık 40 kiloluk bir parçayı alarak lüks aracının bagajına koyan bir Ukraynalı ilginç görüntüler oluşturdu. Heykelin yakınındaki caddeden geçen araçlar da eylemcilere korna çalarak destek verdi.”



 Sabah bu haberi okuduğum zaman yıllar önce izlediğim “Elveda Lenin” filmini anımsadım. Sosyalizm ve yokoluşu bu kadar romantik bir şekilde daha nasıl anlatılabilir? Lenin heykeli aklımın en dramatik köşesinde…

“Annemin bıraktığı ülke, onun inandığı bir ülkeydi.Ve son saniyesine kadar da onu yaşamasına izin verdik. Artık varolmayan bir ülke, benim hatıralarımda hep annemle özdeşleşmiş bir ülke olarak kalacak.”

Film sosyalizme inanmış bir anne ile oğlu  arasındaki ilişkiyi anlatmaktadır.
Aktif bir sosyalist olan anne, geçirdiği kalp krizi sonucu sekiz ay boyunca komada kalıyor. Çıktığında ise hiç bir şey eskisi gibi değil. Duvar yıkılmış ve kapitalizm  Doğu Almanya'nın her noktasına nüfuz bayrağını dikmek için hızla ilerliyor. Bitkisel hayatta olan sadece kadın değil, sosyalizm de. ..Kalbi ve sosyalizm damarı son derece hassas olan annesine bu durumu belli etmemek için oğul yepyeni bir dünya yaratıyor neredeyse. Bu oyunun içine çevresindeki herkesi katıyor. . Hatta bunun için arkadaşıyla birlikte çektiği haber bültenlerini annesine izletiyor, annesinin istediği Doğu Alman üretimi turşuları bulup buluşturuyor. “Sosyalistmiş gibi” yapma oyunu için en hevesli olanların yaşlılar olduğunu görüyoruz. Zira onlar, sosyalist dönemde herkesin eşit pay edinmesinin verdiği rahatlıkla yaşarken, duvar yıkıldıktan sonra yaşlıları birer yük olarak gören kapitalizm tarafından dışlananlar ve çöpten yemek aramayı normal görmeye başlayanlar haline geliyor.
Heykel sahnesi kanımca filmin en çarpıcı anıdır. Yarısı kopmuş devasa Lenin heykelinin gökte süzülüp gitmesiyle, sanki, bir tanrı alt üst edilmiştir, o tanrı tüm şaşasıyla şehri terk etmektedir.


Yıkılan bir duvarın yıktığı umutlar, başkalarını korumak için kurguladığımız yalanlara bazen korumak istediğimiz insandan çok kendimizin ihtiyacı olması...
Mutlaka izlenmesi gereken bir film…

B.V.

9 yorum:

İ.x.İ.r dedi ki...

O zaman hemen,hiç vakit kaybetmeden başıyorum!

Sevgilerimle Kraliçem.. :)

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Sevgiler İ.x.i.r im :)

Guven dedi ki...

Sinema,yaşamın gerçeklerini,eğlenirken, keyifle dinlenirken gösteriyor insana;içimize süzülen görüntü ve sesler;duygular yardımıyla milyarlık hücrelere tesir ediyor.

Teşekkür ederim.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Guven,
sinema ya...Tutkunuyum:)

E S İ N dedi ki...

Tam zamanı izlemelerin.Hemen izlemeye aldım bu filmi.. teşekkürler B.V cim.)

HÜSEYİN USTA dedi ki...

Artık acılara dayanacak gücüm kalmadı canımı acıtacağından emin olduğum bu filmi seyredemeyeceğimi söylemek istedim usta.

Zeugma dedi ki...

Bu güzel anlatımdan sonra Yann Tiersen ''Good Bye Lenin!'' eşliğinde bir kez daha izlenir, nostalji yapılır, hüzünlenilir.

Teşekkürler canım benim...

deeptone dedi ki...

aaaa pes pes. daha haftasonu izledim. yakında yazcam ben de. hey beee ne film beeee. bi deee daniel bruhl işte. başka iyi filmleri de var. o kadar çok izliyom ki film, yazsam hep film yazarım yanee bi de kitap müzik filan.
:)

deeptone dedi ki...

heyoooo, pazar günkü yazıma baksan yaaa, çekilişler ve izlenesi bloglar. bi de bugünkü yazımaaa, biçim değiştiren sanat.

:)

gelcam yineee.