30 Ağustos 2010 Pazartesi

Ruhunuzu yüzünüze giyebilecek kadar cesur musunuz? (9)




çapraz özgürlüklerinde filler
acılardan yapılmış bir alanda
ne zaman ki esrirler
yazsak defterlere sığar mıydı
şah açmazında vezirin ölümcül tutkusunu
yerine göre piyon da bir tufandır
içinde hep bir vezir sürekli mahzun
düz gider çapraz vurulur ve uzun uzun
günbatımlarını çağrıştırır

hüznü uçlarından dolanıp
yalın sıçrayışlarıyla piyonlar arasından
ürkek ama cesur ama sevimli
açsa duyargalarını o tarihsel şiire
iyi bir oyuncu en çok atları sever

İlhami çiçek


15 yorum:

Zeugma dedi ki...

Resim muhteşem...
Müzik ve şiirle olağanüstü bir uyum içinde...

Çok etkileyiciydi...
Ellerine sağlık canım...
Teşekkür ediyorum , sevgiyle...

minimalist dedi ki...

hımmmm nefis!!! Özlemişiz seni sevgili Dalgaları Aşmak. Hoşgeldin!

HÜSEYİN USTA dedi ki...

Resimlerin hakkında yorum yapmıyorum daha doğrusu yapamıyorum
çünkü söyleyebileceğim en güzel sözleri söyledim ama sen yapabileceğin en güzel resimleri bile henüz yapmadın.seni özlediğimizi söyleyebilirim.

hasret senfonileri dedi ki...

"oyun bitince, şah'ı da piyonu da aynı kutuya koyarlar"...
Seni ne kadar özlediğimi fark etmemişim sevgili dalgaları aşmak..İyi geldi satırların her zamanki gibi güzel dost..

Ecehan dedi ki...

Sahtekarlığa gerek yok, hiçbir zaman o kadar cesur olmama izin vermeyecek hayat, biliyorum.
Çok güzel bir sayfa.

Adsız dedi ki...

Onlar herzaman vezir ve kaleyi sevmişlerdir çünkü ancak onların arkasına saklayabilirler gerçek yüzlerini ve korkularını. Onlar 64 kareyide elde etmek için oynarlar oyunu.

Ben mi?

Ben oyunu zevk aldığım için oynarım. Çoban matı denemenin komikliği, kısa rok yapmanın verdiği strateji, beynimin çalışması ile yüksek miktarda tüketilen glikozun verdiği tatlı acıkma duygusu ve karşımda bir süredir beraber birşeyler paylaşamadığım bir arkadaşımı görmek; benim oynama nedenlerimdendir. Ve ben en çok o taşlara uzanan elimi severim.

Onlar oyun bittiğinde kazanmaları dışında hiçbir meta bulunmayan boşluklarına giderken, benim boşluğum 64 siyah ve beyaz kareden oluşan tahtada geçen his ve anılarla oluşan yüzümdeki gülümseme ile dolacak.

Hayatta bir satranç oyunu değilmi aslında?

ışıl dedi ki...

Ruhumuzu yüzümüze giyebilecek cesaretimiz nadiren var...Zaten istesek de izin vermezler...

JİVAGO dedi ki...

Her zaman olduğu gibi hepsi yine çok
uyumlu sevgili D.Aşmak.


Bir deniz kıyısı şehrine yerleştim ve tekrar aranızda olmaktan mutluluk duyuyorum.

Sevgi ve selamlarımla..

İ.x.İ.r dedi ki...

Dehşet olmuş bu kraliçem,ne yapsan bi başka tadı var zaten..

seni seviyorum:)

Hamiyet dedi ki...

Resimlerinizi gerçekten çok beğeniyorum. Yine çok güzel, ellerinize sağlık.

Sevdiklerinizle birlikte mutlu bir bayram geçirmeniz dileğiyle. Hayırlı bayramlar...

Zeugma dedi ki...

Bayramın kutlu olsun canım..
Sevgiler...

bilge dedi ki...

gerçeğini görüp düşüncelerimi söylediğim için yorum yazmadım sevgili can dostum sevgilerimi gönderiyorum..

Esmir dedi ki...

Çok etkileyici bir müzik, şiir ve elbetteki fırçalarından yansıyan bir yenisini daha görebildiğim harika maskeli tablonuz.

yine hazan mevsimi
yine hüzün
yine devri alem

Sevgilerimle...

f.ferdi durusulu(günesinoğlu) dedi ki...

nice halden hale giren sefil ruhum bugün de acem şah'ının vezirine olan kızgınlığında görüldü
mask yine benden hürce;
sarayın siyah beyaz karo taşları üzerinde dolaşırken
peşi sıra düştü kalelerim
surlar önünde bekleyen piyonlar çoktan hiç olmuşlardı bile!
bir at'ım kalmıştı oda istikametten yoksunca gözlüğü gözlerinde yolunu
bulamadan ilerliyordu
bir o kalmıştı beni hedefime ulaştıracak!
bir o işte beni benden alıp
ruhumu özgürlüğe taşıyacak...
bir o işte, bir...


sağlıcakla abla dostum (:

deepblueeagle dedi ki...

hımmm duymadım bu şiiri. üstelik satranç oyuncusu, hakemi, antrenörüyüm. unutmayım bunu :)